Gaziantepli Öğretim Üyeleri Baltalimanı Grubu’nun 355. toplantısı, İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. 16.01.2026 Cuma günü yapılan toplantının konuğu, “Sivil Toplum ve Filantropi” başlıklı konuşmasıyla TÜSEV Genel Sekreteri Rana Sökücü Tutcuoğlu oldu. Başkan Prof. Dr. Türkan Uğur Dai açılış konuşmasını yaptı. Konuğun, sivil toplum, üçüncü sektör ve filantropi konularını ele alacağı belirtildi. Filantropinin çoğu kişi için yeni bir kelime olduğu, gönüllülük ve yardımseverlik gibi kavramlarla karıştırılabildiği; ancak aslında neyi ifade ettiğinin bugün daha net anlaşılacağı ifade ederek sözü konuşmacıya bıraktı.
TÜSEV Genel Sekreteri Rana Sökücü Tutcuoğlu, sunumunda “üçüncü sektör”ün kamu ve özel sektörün yanında yer alan, kâr amacı gütmeyen yapıları, yani sivil toplum dünyasını anlattı. Sivil toplumun sadece dernek ve vakıflardan ibaret olmadığı; platformlar, inisiyatifler, ağlar, bağışçılar, kamu, özel sektör ve vatandaşların da bu ekosistemin içinde yer aldığı ifade edildi. Filantropinin ise bir kişi ya da kurumun bir sorunu yalnızca geçici yardımlarla değil, kökünden çözmeye çalışan çalışmaları desteklemesi olduğu vurgulandı; örneğin sadece burs vermek yerine eğitimin temel sorunlarına çözüm arayan kurumlara destek olmanın filantropi sayılabileceği açıklandı.

Filantropi kavramı Eski Yunancadan gelmektedir. “Fil” sevgi, “antropos” ise insan anlamına gelir. İnsan sevgisi demektir. Bir kişinin ya da kurumun, sosyal fayda yaratmak amacıyla zamanını, uzmanlığını ve varlıklarını gönüllü olarak paylaşmasını ifade eder. Filantropi, bir sosyal sorunun kökenine inen çalışmaları desteklemeyi kapsar. Burs vermek geleneksel hayırseverliktir; ancak eğitimin temel sorunlarını çözmeye yönelik çalışmaları desteklemek filantropidir.

Sivil toplumun kısa tarihine bakıldığında, Osmanlı döneminde vakıfçılığın çok yaygın olduğu görülmektedir. Cumhuriyet’ten sonra bu yapı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir. 1960–1980 dönemlerinde darbeler nedeniyle sivil toplum baskı altındadır. Asıl gelişme 1990’lardan sonra; özellikle 1996 Habitat Konferansı, 1999 depremi ve 2000’li yıllarda AB süreciyle yaşanmıştır. 2013 sonrası dönemde ise sivil alan giderek daralmıştır.

Türkiye’de günümüzde yaklaşık 101 bin dernek ve 6 bin 700 vakıf bulunmaktadır. Derneklerin büyük kısmı mesleki dayanışma ve dinî hizmet alanlarında faaliyet göstermektedir. Vakıfların çoğu Cumhuriyet döneminde kurulmuştur. Vakıf kurmak için önemli bir mal varlığı gerektiğinden sayıları daha azdır.
Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının sayısı görece düşüktür. Fransa’da 1,5 milyon, Almanya ve İtalya’da ise yüz binlerce sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır.

Türkiye’deki dernek ve vakıf sayıları, vakıf kurmanın mali şartları ve Avrupa ülkeleriyle yapılan kıyaslamalar paylaşılarak sivil toplumun Türkiye’de hâlâ gelişmeye açık olduğu belirtildi. Sivil toplumun yaptığı işlerin yalnızca yardım etmekle sınırlı olmadığı; hak aramak, hizmet sunmak, farkındalık oluşturmak, kamuya örnek olacak modeller geliştirmek ve savunuculuk yapmak gibi görevleri de bulunduğu ifade edildi. TEMA’nın çevreyle ilgili dava ve takip çalışmaları, SMA alanında çalışan kuruluşların Sağlık Bakanlığı ile yaptığı iş birlikleri örnek olarak verildi. Son olarak KODA’nın köy okullarında ve birleştirilmiş sınıflarda çalışan öğretmenlere destek olarak eğitimi güçlendirdiği, öğretmenlerin yalnız kalmaması için düzenli ziyaretler ve eğitimler gerçekleştirdiği anlatıldı.

Yoğun geçen soru-cevap bölümünün ardından Başkan Prof. Dr. Türkan Uğur Dai toplantıyı sonlandırdı.